Çavdar Tarlasında Çocuklar

Cumartesi, 04 Şub 2012 Yorum yap

Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.

*

Bu, çok yakışıklı veya kendisini gerçekten bir şey sanan herifler, kalkıp durmadan onlara böyle büyük bir iyilik yapmanızı isterler. Tabii, kendilerine felaket aşık olduklarından, sizin de onlar için deli olduğunuzu ya da onlara bir iyilik yapabilmek için can attığınızı filan sanırlar. Gülünç bir şey yani.

*

Asıl derdim de bu benim. Moraliniz çok bozuksa, düşünemiyorsunuz bile.

*

Bazı şeyler olduğu gibi kalmalı. Elinizde olsa da, onları büyük cam vitrinlere koyup oldukları gibi kalmalarını sağlayabilseniz.

*

Bir şeyi çok iyi yapıyorsanız, bir süre sonra, dikkatli olmazsanız gösteriş yapmaya başlıyorsunuz. Ve sonunda da iyi olmaktan çıkıyor yaptığınız.

*

Tüm düzen, hayatlarının şu ya da bu döneminde çevrelerinin onlara veremediği şeyleri arayan insanlar için kurulmuştur. Veya çevrelerinin onlara sağlayamadığını sandıkları şeyleri arayan insanlar için. Onlar da, aramaktan vazgeçerler.

*

Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.

*

“Bu dünyaya” dedi, “yalnızca iyi eğitilmiş insanların ve bilim adamlarının değerli katkıları olabilir demeye çalışmıyorum. Ama diyorum ki, iyi eğitim görmüş insanlar ve bilim adamları, başlangıçta zeki ve yaratıcı iseler -ne yazık ki bu ender bir durumdur-, yalnızca zeki ve yaratıcı olan insanlara kıyasla, arkalarında sonsuza kadar kalabilecek çok daha değerli şeyler bırakıyor gibiler. Kendilerini daha açık seçik ifade edebiliyor gibiler ve genellikle, düşüncelerini sonuca ulaştırmak gibi bir tutkuları var. Ve -en önemlisi- yüzde doksan olasılıkla bilim adamı olmayan düşünürlerden daha alçakgönüllü oluyorlar.

*

Çocuklar bir tuhaf yani. Onlara karşı nasıl davranacağınıza dikkat etmek zorundasınız.

***

J. D. Salinger

YKY

KategoriNotlar Etiketler

Ver Lefter’e..

Cumartesi, 14 Oca 2012 Yorum yap

Fenerbahçe’nin efsanevi forveti, Yunanistan’ın “para karşılığı oyna” teklifini reddedip Türk Milli Takımı’nın ay yıldızlı formasını senelerce terleten büyük insan. 615 maçta 423 gol, efendilik, adamlık, dürüstlük.. Kadıköy’e heykeli dikilen, futbolun ordinaryüsü… İslam Çupi’nin “Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz” sözleriyle hudutsuz bıraktığı sevdanın mahkûmu.. Toprağın bol olsun.

Kırmızı ve Siyah

Perşembe, 12 Oca 2012 Yorum yap

Julien gelinceye kadar aşk hakkındaki düşüncesi, bizim piyango hakkındaki düşüncemizden farksızdı: Sonunda kaybedilmesi muhakkak olan bir kumar ve ancak delilerin arayacağı bir mutluluk.

*

Paris’te kibar kimseler bulunur, taşrada ise karakter sahibi kimseler olabilir. (Sieyes)

*

“Aşk eşitliği aramaz, onu kendisi yaratır.”

*

Daha medeni memleketlerde otuz yaşında bir kadının çoktan beri edinmiş olduğu tecrübelere biraz olsun malik olsaydı, kuvvetini beklenmedik olaylardan ve izzet-i nefsin okşanmasından alan bir aşkın uzun sürmeyeceğini dehşetle anlardı.

*

Bu zenginlerin en çok korktukları insanlar da, her halde iyi bir öğrenim gördükleri halde diledikleri işe giremeyen temiz yürekli kimselerdir. Şayet onlarla eşit silahlarla savaşmış olsaydık, bu asilzadelerin hali nice olurdu?

*

… öyle ya, insanın parası olmayınca hayal kurmaktan daha tabii bir şey olur mu?

*

Ne kadar da çok gürültü, ne kadar da çok iş peşinde koşan adam var! Yirmi yaşında bir gencin kafasında gelecek için bu ne kadar çok tasarı! Aşka karşı bu ne aldırışsızlık! (Barnave)

*

Ademoğlu yüce Tanrı’ya gönül rızasıyla ıstırap çekmekten başka ne sunabilir?

*

Öğrenciler domuz sucuğundan ve iyi bir kilise papazı olmaktan bahsetmedikleri zamanlarda, din nazariyelerinin dünya işleriyle ilgisi olan taraflarını kurcalıyor, piskoposlarla valiler, kaza papazlarıyla belediye başkanları arasındaki anlaşmazlıklar üzerinde dedikodu yapıyorlardı. Bu konuşmalarda Julien ikinci bir Allah düşüncesinin, ama ötekinden daha müthiş ve çok daha kudretli bir Allah’ın belirdiğini görüyordu; bu ikinci Allah Papa idi.

*

Mütemadiyen başkalarından nasihat ala ala, hiçbir fikirde uzun müddet sebat edemedi.

*

Mathilde, “İnsanı diğerlerinden ayıran, üstün yapan bir şey varsa o da ölüm cezasıdır” diye düşündü. “Para ile elde edilemeyen tek şey odur da ondan.”

*

Hem de talih bana ne kadar çok üstünlükler vermiş: Asalet, servet, gençlik, heyhat, her şeyi, mutluluktan başka her şeyi.

*

Onlara göre düşüncenin bir vodvil şarkısından daha yüksek olmaması gerektir; ancak böyle olursa onu iyi karşılarlar, mükafatlandırırlar. İyi ama, düşünen bir adamın sözlerinde enerji ve yenilik bulacak olursanız, ona hayasız damgasını vurursunuz.

*

Nezaket denilen şey, diyordu, kaba saba hareketlerin insanda uyandıracağı öfkenin giderilmiş şeklinden ibaretmiş.

*

Hangi büyük iş vardır ki, başlangıçta ifrat sayılmasın?

*

İnsanı can sıkıntısından esneten bir aşk nedir? Buna katlanmaktansa bir manastıra kapanmak daha iyi olur.

*

Birbirini tutmayan dağınık sözler, tesadüfün yarattığı karşılaşmalar, kalbinde biraz olsun ateş varsa, muhayyelesi kuvvetli bir adamın gözünde kesin birer delil haline gelir.

*

Hayat denilen bu bencillik çölünde gemisini kurtaran kaptandır.

*

Kafasıyla sevmek, kalbiyle sevmekten, yani gerçek aşktan daha çok düşüncelidir herhalde, ama coşkunlukları da geçicidir; kafasıyla sevenler duygularını haddinden fazla incelerler, bir türlü sonuca varamazlar; düşünceleri, yolunu şaşırmak şöyle dursun, aksine aşkları düşünceden doğar.

*

Canla başla çalışmak! Kabiliyetli, değerli olmak! Bunların hepsi boş laf. Hayatta yükselmek istiyor musun? Öyleyse sen de bir şebekeye dahil ol. (Telemak)

*

“Varsın papazlar ikiyüzlü olsunlar, ne çıkar” diyordu. “Bu yüzden Allah gerçekliğinden ve yüceliğinden bir şey kaybetmez ya!”

*

Halkın oyu ile yönetmek “hürriyet” sağlar, ama bunun bir de sakıncası vardır: İnsan, üstüne düşmeyen işlere karışır; örneğin herkesin özel hayatına. Amerika’da ve İngiltere’de görülen teessür işte bu yüzden ileri geliyor.

***

Stendhal

Remzi Kitabevi

KategoriNotlar Etiketler,

Ben Fenerbahçeliyim!

Çarşamba, 28 Ara 2011 Yorum yap

In The Pirate Bay We Trust

Pazar, 25 Ara 2011 Yorum yap