Hüzün.

” Bazen bir öfkenin ardında kalan.. Bazen öfkeye yer bırakmayan. ”
Bazen Leyla’nın izleri, bazen Mevla’nın sözleri, bazen de nargile közleri ile kendisinden zevk alınan hâl. Susmak da cabası.. İçinde yaşamak her şeyi. Geçmişi, bugünü ve geleceği. Hepsini bir potada eritip, ismine hüzün demek.
Düşünmek değil bu, boşvermek hiç değil. Belki de hiçbir şey değil hüzün. Hüzün her şey.
Dertlerin bol, dermanın uzak görünmesi belki.
Anlaşılamamak belki, anlamamak olanları. Anlamaktan vazgeçmek, anlamsızlığı anlamak hüzün.
Dua etmek, hüznü verene, yürekten bir şükür göndermek.
Seher vakti göğe bakmak, ezanı çekmek ruhuna.. Allah demek sonra. Her şeyin üstüne bir “muktedir Allah” lafzı çekmek..
Hayal ile gerçek arası. Sanki hiç bitmeyecek..
Hüzün en güzel hâl belki de. Ağlamakla ağlamamak arasındaki gel-git. Ağlarsam, hüznüm vuslat bulacak…
30 Tem. ‘08
04.40