Arşiv

0, 2009 için arşiv

Yarım Kaldık

Cumartesi, 28 Mar 2009 1 yorum

Yarım kaldık.

Nasıl bir cümle ile ifade edebiliriz duygularımızı, hangi tarif uygundur buna..

Hayatlarımızı anlamlandırdığımız davamızın gülü soldu. Gözünde ideallerimizin ufkunu gördüğümüz önderimiz artık yok. Yarım kaldık.

Kimin ardından düşeceğiz yollara, kar var yağmur var demeden yüreğimiz kimin için çarpacak.. Kimi görmek için aşacağız yüzlerce kilometreyi, kimin bir bakışında, tebessümünde hayat bulacağız..

Muhsin Başkan, sen canımızdın. Canımız da gitti seninle..

Nizam, ülkü, birlik diye hararet ve inançla davamızı anlatmaya çalıştığımız insanlar bize boş gözlerle bakınca; ‘Muhsin Yazıcıoğlu yok mu, O işte..’ diye kiminle özetleyebileceğiz Peygamber davasını..

Hayalini kurduğumuz Türk-İslam Birliği’nin başında kimi düşleyeceğiz.. Kiminle aynı sofraya bağdaş kurup oturacağız, kimin kapısında sabaha kadar bekleyeceğiz, O içerde, sabaha kadar Kur’an okurken..

On sözümüzden dokuzunda artık kim olacak.. Öyle ansızın gittin ki, Başkanım, yerin nasıl dolacak..

Kimin uzattığı elinde aynı şefkâti bulacağız, gözlerinde aynı özlemi.. Biz nöbette uyurken, hepimizden önce kalkıp sabah abdestini kim alacak..

Kime selamını ileteceğim babamın, Ziya Ağabey’in, Metin Ağabey’in.. Kim muhabbetle mukabele edecek bu selamlara, parlayan gözleriyle ‘Çok selam söyle..’ diyecek..

‘Bir yanlışı varsa ben namerdim’ diye kimden bahsedebileceğiz.. Kimin için saatlerce dil dökeceğiz insanlara, ‘Oy vermesen de bil, bu böyledir’ diye anlatacağız..

Son görüşmemizde, yerel seçim öncesi Ankara’daki son büyük toplantıda, gözlerime bakıp tebessüm edişini kimde bulacağım.. Ve kimin için soğuk yiyeceğim, kimin uğruna yataklara düşeceğim günlerce..

Yetmiyor, yetmeyecek kelimeler..

Sen öyle bir yiğittin ki, seninle şekillendi bir büyük dava.. Hayaller seninle kuruldu, seninle koşuldu oradan oraya.

Her şeyden önce sevgiyi koydun başa, her insanı sevdin sen. Allah sevdiği kulunu insanlara sevdirirmiş, en militan solcusu bile ağlıyor ardından..

Sen Rabbin’e kavuştun. Rızası için, kirli bir dünya olan politikada; oyunun kurallarına karşı çıktın. ‘Allah bize ahirette neden iktidar olamadınız demeyecek’ dedin.. Hep doğru bildin, doğru yaşadın. Milyonlar şahit ki, bir adım bile şaşmadın..

Geriye ne kaldı, düşünmek mümkün değil. Gittin ve sanki her şey seninle gitti. Sanki her şey bitti, anlamını yitirdi..

Yarım kaldık.

Beyaz Geceler

Pazartesi, 23 Mar 2009 Yorum yap

.. Söyler misiniz, Nastenka böyle anlarda neden bu hayalcinin içi içine sığmıyor ? Hangi güç, hangi gizli güç, nabzını hızlandırıp gözlerinden yaşlar akıtıyor ? Niçin solgun yüzü, ıslak yanakları cayır cayır yanarken bütün benliğini coşkun bir sevinç kaplıyor ? Neden tükenmez bir sevinç ve mutluluk içinde geçen uykusuz geceler ona bir an kadar kısa geliyor ?

.. Öyledir, Nastenka ! Dışarıdan bakınca aldanır, hayalcimizin benliğini saran tutkunun gerçek olduğuna inanmaya başlarsınız. Bu temelsiz hayallerde gözle görülür, elle tutulur şeylerin olmadığına inanmak pek de kolay değildir. Oysa hepsi yalandır !.. Hem de ne yalan, Nastenka, ne yalan !.. Diyelim aşık olmuştur; sevginin bütün coşkusunu, bıktırıcı üzüntülerini ta içinde duymaktadır.. Şunun yüzünü döndürüp dikkatlice bir bakın ! Çılgınca hayallerinde aşık olduğu sevgilisinin yüzünü bile görmediği kimin aklına gelir, Nastenka ? Onun sevgilisini yalnız baş döndürücü hayallerinde, bir de düşlerinde gördüğünü siz olsanız düşünebilir misiniz ? Bütün dünyaya boş verip bunca yıl el ele, gönül gönüle yaşadıkları yalan olabilir mi ? Geç vakit, ayrılma saati gelince kapalı, fırtınalı havaya, gözyaşlarını siyah kirpiklerinden kapıp uçuran rüzgâra aldırmadan sevgilisinin göğsüne kapanıp hüngür hüngür ağlayan kadın kimdir öyleyse ? Birbirlerine güvenerek, birbirlerini isteyerek ‘Bunca yıl ta derinden’ severek baş başa gezmeye çıktıkları, terk edilmiş, ıssız, yıkıntılarla dolu yabani, hüzünlü bahçe; yosunla kaplı bahçe yolları hayal miydi ?

***

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Oda Yayınları / Dostoyevski’nin Kitapları Dizisi

KategoriNotlar Etiketler