Arif ‘Sağ’ İse, Başkan Sayesinde


Madımak Oteli’nin yakıldığı 1993 senesinden bu yana olayın her yıl belli ideolojik fraksiyonlarca tertiplenen anma törenlerinde sağ cenaha genel bir suçlama içeren mesajlara tanık oluyoruz. Malum, Başbağlar katliamından sonra da terör örgütü olay yerine bıraktığı bildiride ‘ Madımak’ta katledilen aydınlarımız için ‘ ifadesiyle büyük bir provokasyona imza atmıştı. Rahatça görülebilen bir şey var ki gerek Madımak gerekse Başbağlar derin birer planın neticeleriydi ve bu plan tutmuştu.

Her yıl; bazen laikçi bazen kemalist bazen sosyalist bazen alevi bazen diasporacı akımların ekmeğine bolca yağ süren, tam olarak bu düşünce sistemlerinden hangisine hizmet ettiği bilinmeyen, yani hangi taraftan olduğu anlaşılmayan ama net bir şekilde hangi taraftan olmadığı bilinen malum medya, Madımak olaylarını şişirdikçe şişirmiş ve her zaman karşısına aldığı muhafazakar milliyetçi camiayı yıpratmak üzere bu meseleyi açıkça kullanmıştır.

Dramatize edilen hikayeler, kurtulanların yaşadıkları ‘ dehşet dolu dakikalar ‘ ve daha neler de neler.. Medya Madımak ile ilgili haberleri o kadar yönlendirerek servis ediyor ki popüler kültür kitapları çerçevesinden çıkamayan entellektüel seviyemiz gibi kalbur üstü bir kamuoyu oluşturmuş oluyor. Televizyona eskiler boşuna aptal kutusu dememiş. Bu medya grupları insanları açık şekilde aptal yerine koyarak onlara haber sunmak yerine onlarda kanı oluşturmaya gayret ediyor.

Ve bu işi en iyi yapan isimlerden biri,Mehmet Ali Birand; geçtiğimiz günlerde olayın yıldönümü ile alakalı düzenlediği programda değerli aydınlarımızı ağırladı. Öyle duyguluydu ki Birand, eminim oteli ateşe verenleri bile hüzünlendirmiştir. Ama programda garip giden bir şeyler vardı. Sanki programın amacı bu değilmiş gibi; yani bu olayda dahli olanların yaptığı caniliği yüzlerine vurmak, kamunun vicdanına seslenmek değilmiş gibi ilginç bir yönlendirme yapıldı. Stüdyodaki programa telefonla katılan bir başka aydın, konuyu tutup Büyük Birlik Partisi’nin olaydaki rolüne(!) getirdi.

Söylediği aynen şuydu :

‘ Büyük Birlik Partisi oradaki insanları kurtarmadı aksine orda erken davranmayarak o kadar insanın ölmesine neden oldu. ‘ Ve bu cümleye ne stüdyodaki diğer aydınlardan ne de Mehmet Ali Birand’dan herhangi bir tepki geldi. Stüdyodaki aydınlanmış insanlardan bir tanesi de ünlü sanatçı Arif Sağ idi. Merak ediyorum türkülerinde sazı ağlatan bu büyük ustanın haksızlık karşısında yüreği ağlamıyor mu ?

Arif Sağ, bugün sağ ise bu Muhsin Yazıcıoğlu sayesindedir. O gün yaşananları, partide geçirdiği saatleri ve olayın ardından Muhsin Yazıcıoğlu’nu bizzat ziyaret edip onunla neler konuştuğunu niye açıklamıyor Arif Bey merak ediyorum. Kurtulduktan sonra merhum Başkan’a söylediği sözlerde, bu kurtarma olayını kamuoyu ile paylaşmasının kendi siyasi portresi ile çelişeceğini belirtiyor.

Bir aydın düşünün, kendi tabanı tarafından eleştirilme kaygısıyla masum, hatta olayda iddia edilenin aksi yönünde taraf almış insanların tam tersi bir biçimde suçlanmasına razı olabiliyor. Bir aydın düşünün, haksızlığa karşı gelmek gibi bir ahlaki emareye sırf ideolojisi uğruna sırtını dönebiliyor. Bizim ülkemizde bunu yapanlar aydın olurken, karşıt ideolojide olan canları alevler arasından kurtarıp vefat edene kadar da iftiralara maruz kalmasına rağmen Arif Sağ gibi olayı bilenlerin bunu anlatmasını bekleyen halis delikanlılar dövizlerdeki hakaretlere layık görülüyorlar.

Mehmet Ali Birand’ı, çalıştığı medya kurumunu biliyoruz. Psikolojik manipülasyonu, habercilikte temel araç olarak kullandıkları da ortada. Onlardan zaten bir beklentimiz yok. Ama Arif Sağ, eğer halk ozanlarına atfettiğimiz genel geçer yiğitliğe sahipse; bu haksızlığa artık bir son vermeli. Bardak çoktan taştı bile…

20 Haziran 2009

Yorum Yapın

Mesajınız