Ana sayfa > Fikir > Kürdün Canı Can

Kürdün Canı Can

Cumartesi, 29 Ağu 2009 Yorum ekle Yorumlara git

Kürdün Canı Can…

Kürt açılımı da nereden çıktı, diye düşündünüz mü hiç ?

Peki ya getirebileceği sonuçları ?

Güzel memleketimiz, rahmetli liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun da belirttiği gibi çok desenli bir kilim misali. Herkes eşit haklara sahip, herkese kanun önünde adil davranılıyor. Hiç kimse etnik kökeninden, inancından ve yaşayışından ötürü farklı muameleye tâbi tutulmuyor.

AKP Hükümeti’nin bir süredir farklı girişimlerle sürdürdüğü Kürt Açılımı,  bugün daha geniş bir satha yayılmış durumda. Bu açılıma göre, PKK’nın silah bırakması halinde Kürt kökenli vatandaşlara ve yaşadıkları bölgelere yönelik bir takım ‘ayrıcalıklar’ uygulanacak. Bu kadar mı? Değil tabi ki. Abdullah Öcalan’ın tecriti sona erecek, yanına birkaç mahkûm gönderilecek. Yurtdışındaki Kürt kökenli ve vatandaşlıktan çıkarılmış insanlar yeniden vatandaşlık hakkı elde edecekler. Köylere, yeni doğan çocuklara tamamen serbest bir biçimde Kürtçe isimler verilebilecek. Güneydoğu dağlarındaki ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ yazıları silinecek. Ve daha bir dizi yenilik!

Ayrıcalıklar dedim çünkü AKP Hükümeti Kürt kökenli vatandaşlara ısrarla imtiyaz tanımak için mücadele verdikçe, Türkiye’de etnik çözülme boy gösteriyor. Hatırlarsınız, Kürtçe kanal açıldıktan sonra Gürcüler ve Lazlar da kendi dillerinde kanal talebinde bulunmuşlardı.

Yukarıda bahsi geçen, hayata geçirilecek yenilikler için televizyon örneğinde olduğu gibi diğer etnik kökenli vatandaşların da benzer taleplerde bulunması normal olmaz mı ?

Öyleyse, Kuzeydoğu’daki köylerin isimleri Lazca, Kuzey’dekilerin Gürcüce, Doğu Anadolu’dakilerin ise Zazaca olsun. Sadece bu mu? Hayır. Çocukların isimleri, bu dillerde konulsun. O bölgelerde hayat bu diller üzerinden aksın. Kendi yerel televizyonlarında bu dilleri kullansınlar. Dükkân isimleri, hasta – doktor diyalogları…

Anlamadığım bir mesele var. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde, bir Türk ile bir Kürt hangi hakları eşit alamıyor? Kürt vatandaşlara tanınmak istenen bu ayrıcalıklar ne için?

Anayasa’nın 10. Maddesinde şu hükümler geçmektedir.

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Herkes kanun önünde eşit. Ancak ikinci hükümde geçen, hiçbir kişiye, aileye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz maddesi bugün uygulanıyor mu? Hayır uygulanmıyor. Devlet bu eşitlik ilkesine uygun olarak hareket ediyor mu? Hayır etmiyor.

Problem Kürt kökenli vatandaşlarla değil. Yanlış anlaşılmasın. Ancak bu girişimlerin, bu milleti etnik çözülmeye götüreceği aşikârdır. İnsanlar kendi soy ağacını incelese, kim bilir atalarında ne çeşit etnik kökenden insan çıkacak. Ben bu ülkede dünyaya geldim, bu ülke benim vatanımdır. Bu ülkenin resmi dili Türkçe’dir. Bu memleketin her vatandaşı da Türk adını alır. Ülkenin kahir ekseriyeti, soy sop faslına girmeden ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ diyorsa, bu ülkenin ekmeğini yiyor, suyunu içiyorsa, her insanla eşit haklara tâbi tutuluyorsa; Kürt kökenli vatandaşlarımız da bir ayrıcalık beklememeli ya da onlar için bir imtiyaz faaliyetine girişilmemelidir.

Sıkıntılar bunlarla sınırlı değil. Hakkâri’deki gösteriler sırasında, Seyfi Turan isimli çocuğa zor kullanan polis; vali Muammer Türker’in emriyle anında açığa alındı. Artık bölgedeki eylemlerde cop v.b polis ekipmanları kullanılmayacak. Yani polis bundan sonra, bölücülük yapana değil; zam isteyene vuracak sopasını.

Başbakan, bugün (11 Ağustos) gerçekleşen AKP Grup Toplantısı’nda her zamanki edebî üslûbunu kullandı. O kadar içli anlattı ki yıllardır boş yere birbirimize(?) nasıl düşman olduğumuzu, birçok milletvekilini gözyaşlarına boğdu.

AKP Grup Toplantısı’nın ardından, katıldığı Iğdır mitinginde değerlendirmede bulunan DTP Eş Başkanı Emine Ayna, “ Kimse bu sürecin en önemli aktörlerini DTP üzerinden tasfiye etmeye kalkmasın. Buna izin vermeyiz. DTP ile görüşüp PKK’yı ve Sayın Öcalan’ı bunun dışında bırakma gibi bir oyun varsa bu oyuna gelmeyiz. Buna izin de vermeyiz. Bunun bilinmesini isteriz. ” sözlerini sarf etti.

Başbakan, aynı toplantıda bundan böyle Cudi Dağı’nda yeşerecek kardelenleri hep birlikte toplamaktan bahsetti. Unutmamalı ki, eğer bir gün Cudi Dağı’nda bir kardelen yeşerirse; o kardelen, hayatını o toprağa kanlarını dökmüş şehitlere borçlu olacak. Ve bu gidişle, şehitlerimizin katiline ‘saygısızlık’ yapamaz, Güneydoğu bölgelerinde oralar memleketimizmiş gibi gezemez hale geleceğiz.

Ya bütün bunlara sebep olacak olanlar ne olacak? 2. Atatürk ilan edilecekler!

Benzer Başlıklar:

KategoriFikir Etiketler, ,
  1. Şimdilik yorum yok
  1. Şimdilik geri bağlantı yok