Arşiv

0, 2010 için arşiv

Yol Ayrımındaki Büyük Birlik

Salı, 19 Oca 2010 1 yorum

ybbpEn son, BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu’nun ‘ BBP bir ülkücü hareket partisi falan değildir ‘ şeklindeki beyanatlarının Zaman Gazetesi’nde yayınlanmasının ardından çok zaman geçmedi ki, Diyarbakır Alperen Ocakları Başkanı Sedat Sulmaz’a ait olduğu iddia edilen açıklamalar ortalığı karıştırdı. Şöyle diyordu :

“ Osman Baydemir’i ve DTP milletvekillerini ziyaret etmek isteriz. Osman Baydemir Diyarbakır için önemli bir kişi, kendisini ziyaret edip görüşlerinden faydalanmak isteriz. Baydemir’in ülke için söylediği sözleri destekliyoruz. Kapılarımız DTP’ye sonuna kadar açık, ancak MHP’ye kapalı. “

Ve ekliyor,

“ Rantçıları ve ırkçıları yanımızda barındırmayız. Bu nedenle kapılarımız MHP’ye sonuna kadar kapalı. MHP dışında tüm partilere kapımız açıktır. Biz Türk milliyetçiliğinin bayraktarlığını yapmıyoruz. “

Mantıken, hiyerarşik bir yapıda sisteme uymayan bir beyanat ortaya atılırsa gerekli doğrulama ya da tekzip acilen yayınlanır. Ama gelin görün ki, bu beyanatlar sayfalarda boy boy gösterilmeye devam ettiği günlerde (şu an 2 gün olmuş durumda) ne Alperen Ocakları Genel Merkezi ne de Büyük Birlik Partisi bu beyanat hakkında herhangi bir açıklama yapmış değil.

Tabi sistemi gözden geçirmek lazım en başında. Çünkü önce Mustafa Destici’nin ‘ milliyetçi değiliz ‘ sözleri, ardından Yalçın Topçu’nun ‘ ülkücü hareketle ilgimiz yok ‘ ifadelerinin ardından Diyarbakır Ocak Başkanı da pekâla bu tarz bir açıklama yapmış olabilir.

Bu garip hadiseler, anlaşılması güç açıklamalar zihinleri karıştırmaya devam ediyor. Soruyoruz, Büyük Birlik hareketi milliyetçi miydi ? Muhsin Yazıcıoğlu’na bakıyoruz, evet hem de sonuna kadar. Peki ülkücü müydü ? Kıstasımız Muhsin Yazıcıoğlu ise yine evet ve yine sonuna kadar.

Ozan Arif, Muhsin Başkan’ın vefatının ardından anılarını aktardığı röportajında, merhum Alparslan Türkeş’in Muhsin Yazıcıoğlu için sarf ettiği şu sözleri, bizzat duymuş biri olarak aktarmıştı.

Susun, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ülkücülüğü vazgeçilmezidir. Ülkücü hareket Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatında vazgeçilmez bir olgudur. Muhsin Yazıcıoğlu da ülkücü hareketin vazgeçilmezidir.’

Muhsin Yazıcıoğlu kim, Yalçın Topçu kim ? Kimin haddine senelerce Muhsin Başkan’ın oturduğu koltuktan tutup da ‘ biz ülkücü falan değiliz ‘ demek.

Evet, bu işleri aklımız almıyor. Kimsenin, hele de tabanı ülkücü olan bir hareketin vitrinindeki gelip geçici insanların taban adına, hareket adına, dava adına, şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak, şehit annelerini kahredecek, Muhsin Başkan’ın aziz hatırasına leke düşürecek saçma sapan açıklamalar yapmaya hakkı yoktur.

Bu garabet artık son bulmalı. Bu kepazelik durdurulmalı. O özgül ağırlığın sebebi olan itibarımız iki paralık edilmeye çalışılmaktan vazgeçilmeli. Dileyen, Namık Kemal Zeybek’in yaptığı gibi Demokrat Parti ve türevlerine geçerek küçük oy hesaplarıyla dilediği demeçleri oralarda verebilir.

Harekette ithal ürün istenmezken, bir de içimizdekilerin bir kısmı Çin malı çıkıyor. Orijinal olmalıyız, kendimiz olmalıyız, ülkücü olmalıyız, milliyetçi olmalıyız, milli olmalıyız, islâmi olmalıyız. Güç dengeleri arasında birilerinin megafonu olmamalıyız. Medyada görünme adına, aslımızı inkâr etmemeliyiz. Nitekim, ‘ aslını inkâr eden bizden değildir ‘ buyuruyor Peygamberimiz.

Alperen Ocakları Genel Başkanı Sn. Abdullah Gürgür, acilen bu konu hakkında kamuoyunu aydınlatıcı bir beyanat yayınlamalı ve haber doğru ise gerekli yaptırımı uygulamalıdır. Yol ayrımındaki Büyük Birlik için ise tek yapacak şey; yeniden Bismillah demek, yeniden elif gibi dosdoğru ayağa kalkmak olacaktır.

Ülkücülük Dâvâmız, Ülkücülük Şiârımızdır, Defomuz Değil…

Salı, 12 Oca 2010 1 yorum

Zaman gazetesinin cumartesi günkü sayısını okurken gözlerime inanamadım, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Yalçın Topçu, aynen şöyle diyor : “ BBP, bir ülkücü hareket partisi falan değildir. Vatan-bayrak-ezan kavramına sahip çıkan sosyal demokratlar, Aleviler, Kürtler ve Çingenelerin de bulunduğu bir partiyiz.

İfade şaşırılmayacak gibi de değil hani. 17 senesi BBP çatısı altında olmak üzere, elli seneyi aşkın süredir ismi Ülkücü Hareket olan bir davada son Başbuğ’un vefatıyla birlikte temel taşlar yerinden oynatılmaya çalışılıyor.

Önce parti genel merkezinden yükselen ‘milliyetçi değiliz, milletin sesiyiz’ türünden acayip ifadeler, sonra da ülkücü değiliz açıklamaları. Sayın Yalçın Topçu, kotasını aşmışa benziyor. Televizyon ekranlarındaki diksiyondan yoksun konuşmalarının partinin vitrinine oldukça zarar vermesi yetmemiş olacak ki, şimdi de genel başkanlığı böyle sözleri etmeye kâfi bir mertebe olarak görüyor herhalde.

Yalçın Topçu benden daha iyi bilir, adına Ülkücülük denilen şey, hiçbir şekilde kendisinden utanılmayı gerektirmeyen bir dava ve isminin telaffuzundan çekinilmeyecek bir kavramdır.

Başka bir takım oluşumlardan kendimizi ayrıştırmak ya da farklı olduğumuzu ifade etmek için, davamızdan vazgeçmemiz gerekmiyor. Üstelik, bunu yaparken ortaya bir şey koymak gerek. BBP nasıl ülkücü hareket partisi olmuyor ? Herkes vatan-bayrak sevdalısı. Herkes Abdullah Çatlı’yı anıyor mu rahmetle ? Ya da herkes S.Ahmed Arvasi’yi, Necip Fazıl’ı, Ebulfeyz Elçibey’i, Erol Güngör’ü, Dündar Taşer’i bir kavram ortaya atıldığında aynı karede gösterebiliyor mu ?

İşte bunun yapılabildiği kavramdır ülkücülük.

Şaşırmaya devam ediyoruz. Hani ruhu ruhunuzdaydı, hani elbiselerini bile siz giyiyordunuz, o derece benziyordunuz yani. 25 Mart’tan bu yana Muhsin Yazıcıoğlu ile benzer bir tek yanınızı göremedi bu millet. Bununla da kalmadı, ayrışan, eğreti duran pek çok farklı özelliğiniz de ortaya çıktı.

Muhsin Yazıcıoğlu hiçbir zaman hiçbir surette davaya söz söyletmedi. Siz bizzat kendiniz davayı yok saydınız.

Tabanda yükselen bir ses var. BBP, Yalçın Topçu başkanlığında AKP’den farksız bir parti halini alacak deniyor. AKP’den farkımız neydi, doğruyu sonuna kadar savunmak, yiğitçe, mertçe, korkmadan. Yanlışın da sonuna kadar karşısında olmak. Gerekirse meclise girememek, yıllarca %1 oy bile alamamak ama hak bildiğini haykırmaktan bir an olsun çekinmemekti.

Bugün yapılan şey, politikanın babasıdır. Ama tutmayacaktır da. Siz bu demeçleri vermekle, kastettiğiniz topluluklar partiye oy olarak dönecek mi zannediyorsunuz ? Bu milletin karnı lafa tok Yalçın Bey. Dürüstçe, tam bir lider gibi davanızın arkasında dursanız bu şekilde amaçladığınız şeye daha çok yaklaşırsınız.

Muhsin Yazıcıoğlu, ülkücüydü. Ve onun arkasından alevi de, çingene de, sosyal demokrat da komunist de gözyaşı döktü. Demek ki millet onu çok sevmiş, onun doğruları söylemesini, sarsılmadan durmasını. Demek ki ülkücülük, topyekûn milleti sevmeye ve onlarca sevilmeye münafi bir kavram da değilmiş.

Büyük Birlik Partisi, zor zamanlardan geçiyor. GÖR projesinin içinin doldurulması lazım. Sivas gibi bir belediyemiz varken, neden orada uygulamaya geçirilmiyor GÖR projesinin nimetleri ?

Yoksa Yalçın Bey, kurmaylarını birilerinin peşine takmaktan oturup onlarla proje hakkında konuşmaya vakit mi bulamıyor ?

Büyük Birlik Partisi, davası olan bir harekettir. Muhsin Başkan, vefatından önce şunları söylemişti hatırlayalım : ‘ Aslolan siyaset, parti değil. Aslolan davadır. Allah bize kaç oy aldınız diye sormayacak. ‘ Öyleyse, küçük oy hesaplarıyla uhrevi davamızı yerle yeksan etmeyelim. Ya oturduğumuz koltuğa layık olmaya çalışalım, ya da en baştan kaldıramayacağımız yükün altına girmeyecektik. Hoş, siz istemediniz kanaat önderleri size ısrar etti ama.. Eğer ağırlığı altında eziliyorsak da kenara çekilelim, belki liyakati daha yüksek birileri çıkar.

Yalçın Topçu Bey’in endişe etmesine gerek yok. Ebedi Siyasi Liderim dediği Muhsin Başkan’ın izinden dosdoğru gidebilirse, herkes ona saygı duyacaktır. Üstelik ben ülkücü değilim, milliyetçi değilim türünden ifadeler kullanmasına gerek kalmadan.

KategoriFikir Etiketler, , ,