Arşiv

1, 2010 için arşiv

Çeçenistan Mücadelesi Yanlış Yolda

Pazartesi, 29 Mar 2010 Yorum yap


Haberi, Çeçenistan Operasyon Emirliği Türkiye yetkilisi A.A’nın bir sosyal paylaşım sitesindeki ifadelerinden öğrendim. Ardından teyit etmek için Kafkasya’dan haberler veren birkaç haber sitesine göz attım, haber doğruydu.

A.A’nın ifadeleri şu şekildeydi :

“Flaş!!! Moskova’nın kalbi metrolara saldırı.. En az 50 ölü, yüzlerce yaralı var. Saldırıyı 2 kadın şehadet komandosu yaptı, Moskova merkezde büyük panik var. Şehitler için yaşasın Cennet, kafirler için yaşasın Cehennem. Bize terörist diyorlarmış, 350.000 insanı Ruslar katletti biz değil…”

Bu satırları okuduğumda, içim cız etti desem yeridir. İlk aklıma gelen şey, o saatlerde orada bulunan insanların günahının ne olduğuydu. Düşünsenize, devletiniz bir milletin bağımsızlığını elinden almış ve ona karşı zulüm politikası uygulamakta ve siz, bütün bu olan bitenle hiçbir alakası olmayan siz, bunun cezasını çekiyorsunuz.

Haberin altına yapılan yorumlar, gözü kararmışlığın birer deliliydi. Allahuekber nidaları…

Bir de tartışma başlatmış olacağım ki yaptığım yorumlarla, cevaplar birer birer geldi. Önce, ‘Ruslar şu kadar sivilimizi katletti ya ona ne demeli‘ şeklinde başlayan yorumlar, ‘Niyet FSB binasına zarar vermekti‘ ifadeleri ile devam etti. Açıklamalar da oldu tabi, daha iyi anlayabilmemiz için..

Mesela ‘Operasyon emirleri mücahid şûrasından çıkıyor, emin olun ki oradaki Allah erleri İslam’ı sizden iyi biliyorlar’ , ‘Niyet neyse akıbet o olur, savaşta sivillerin kaybı da kaçınılmazdır’ , ‘Orada ince duygu yoktur, her şey İslami metodlara uygun yapılır, zira öyle olmasaydı Allah 17 senedir bizi bu cihad ile bereketli kılmazdı’ , ‘Sizin yaşadığınız dünya ile orası çok farklı’ v.s v.s

Eğer bu operasyon emrini veren şûra İslam’ı biraz olsun biliyorsa, benim iman ettiğim İslam ile bu kararı hak kabul eden inancın arasında bir uçurum olmalı. Serde gençlik varken, mücadele azminin bu şekilde tecelli etmesi oldukça üzücü. 50 masum insan öldürüldü, yüzlerce yaralı var ve Allah büyüktür !

Niyetin FSB binasına zarar vermek olduğu bir operasyonda hangi akla hizmet metro bombalanır ki ? Cevap olarak da, yüksek güvenlik önlemlerinden ötürü ancak o kadar yaklaşılabilirdi deniyor. Şaka mı bu ? FSB binası zarar gördü mü ? Belki gürültüyü bile işitmediler. Kime ne ki bu niyetten, neticeye bakalım biz. Sanırım şûradaki insanlar matematiksel bir hesap yapmış olmalılar.

Hedef bölgemiz ‘a‘ olsun, ama hedef bölgeye yaklaşamayacağımız için ona en yakın bölgeye saldıracağız, o da ‘b‘ olsun. Niyetimiz ‘a‘ hedefine zarar vermek olduğu için, ‘b‘ bölgesindeki operasyonumuzda ortalama 50 kişi ölse, biz hedefimize ulaşamamış olacağız ama niyetimiz başka olduğu için bu rakam caiz kabul edilebilir!

Belki de özeleştiri yapmak da fayda vardır bazen. Rusya şu kadar sivilimizi katletti demek, bu vahşete bahane olamaz. Kafir addedilen güçlerle hak olduğu savunulan bir mücadele mi kıyaslanıyor yani ?

Evet, bu satırları dışarıda yağmur yağarken sıcacık odamda yazıyorum. Buradaki şartlar ile oradaki şartlar çok farklı, amenna. Ama oradakiler bir dava uğruna oradalar, inandıkları değerlere göre de bir ödülleri olacak. Başkasıyla kıyaslamak niye ?

Kaldı ki, şartlar ne olursa olsun, mücadelenin de hak olanını biz Peygamber’den öğrendik, O’nda gördük. Allah aşkına, hangi peygamberin metodudur masum insanların katledilmesi ? Sloganlarla konuşmak yerine, iki satır siyer okusak yüzümüze çarpılacak oysa hakikât!

Peygamber hicretten sonra, Mekke’ye çöken kuraklık ve kıtlık zamanında, bölgeye tahıl, hurma ve altın göndermedi mi ? Yani müşriklere…

Silahlı mücadelenin erkekçesi, silahı olanla yapılandır. İslam etiketini üzerinde taşıma niyeti güden bir mücadele, böyle bir vebalin altına girmiştir. Bunun hak olduğunu iddia etmek, Peygamber’e iftiradır.

İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıralım. Benim insanım yaşasın diye senin insanın ölsün demek, Stalin’in, Hitler’in penceresinden bakmakla eşdeğerdir. Çok mu abarttım ? Peki ne olacak o elli masum insana şimdi ? Ailelerine, sevdiklerine ne olacak ?

Siyerde Peygamber’in bir ordusunu savaşmak üzere sefere gönderdiği sırada şu sözlerle onları uğurladığı yer alır :

Kadınlara, çocuklara karışmayın. Ekinlere ve hayvanlara zarar vermeyin, Mabetlere dokunmayın. İbadet amacıyla Havralara, Kiliselere sığınan insanlara karışmayın. Aman dileyene kılıç çekmeyin…

Cihad kavramının silahlı mücadele şekli ancak bu ölçülerde olabilir ve ancak bu ölçülerde olursa ona cihad denir. Hatırlayalım, Bosna’nın kahramanı, Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, bir kısım Boşnak askerin Sırpların yaptığı gibi misliyle hareket etmek istemesi üzerine onlara şu tarihi uyarıyı yapmıştı :

Eğer bizler de Sırplar gibi alçakça mücadele edersek, eleştirdiğimiz o Sırplardan ne farkımız kalır..?

Sonra Çeçenler, kendilerinin dünya ajanslarında terörist olarak anılmasından duydukları öfkeyi dile getiremezler. Eğer bu tarz operasyonlar yapılacak ve bunlar desteklenecek, takdir edilecekse, bu terördür, başka bir şey değil.

Bu mücadele, İslam etiketi altında yürütüldüğü için bundan Allah’ın dinine de söz gelir, bir de bunun vebali olur. Yani kaş yapalım derken epey bir göz çıkmış olur. Ki bugün İslam’ın terör ile yan yana anılmasının tek nedeni, başta El-Kaide ve Taliban türü örgütlerin gayr-i İslami mücadele metodlarıdır.

Hasılı, bu böyle gitmemeli. Çeçen mücahidlerin operasyonlarını yönlendiren şûraya matematiği daha iyi bilen insanların katılmasını temenni ediyorum. Böylelikle metro gibi halkın kullandığı bir alanda bombalı eylem yaparak niyetimiz FSB binasına zarar vermekti şeklinde trajikomik açıklamalara gerek duyulmayacaktır.


KategoriFikir Etiketler, , ,

Son Yolbaşçı

Çarşamba, 17 Mar 2010 Yorum yap

yazicioglu425 Mart 2009

İÇERİSİNDE MUHSİN YAZICIOĞLU’NU VE PARTİLİLERİ TAŞIYAN HELİKOPTERDEN HABER ALINAMIYOR

GENELKURMAY BAŞKANLIĞINA AİT 2 SKORSKY HELİKOPTER İLE 12’ŞER KİŞİLİK 2 ÖZEL TİMİN DAHA BÖLGEYE HAREKET ETTİĞİ BİLDİRİLDİ

BAKAN YILDIRIM: CEP TELEFONLARINDAN SİNYAL ALINIYOR

ARAMALAR KIZILCIK YAYLASI’NDA YOĞUNLAŞTI

KAYSERİ VALİSİ: ŞUURU AÇIK

K.MARAŞ VALİSİ: BERİT DAĞLARI CİVARINDA DÜŞTÜĞÜ BİLGİSİ GELDİ

PARTİLİLER K.MARAŞ VE YOZGAT’A DOĞRU YOLA ÇIKTI

ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ: SAĞLIK DURUMU İYİ

BÖLGEDE FIRTINA BAŞLADI

BAŞBAKANLIK TÜRKİYE ACİL DURUM YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ: SABAH SAAT 04.30 İTİBARİYLE DE HEM KARADAN HEM HAVADAN ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINA ARALIKSIZ DEVAM EDİLMEKTEDİR

YAZICIOĞLU’NUN EŞİ VE KIZI GÖKSUN’A GELDİ

GÜL: BÖLGEYE ULAŞILAMADI

ENKAZA KÖYLÜLER ULAŞTI : MUHSİN YAZICIOĞLU VEFAT ETTİ

Çok zor, çok çok zor bir bekleyişti bu. Haberlerin ardı arkası kesilmedi, kimi ulaşıldı dedi, kimi yaşıyor, kimi haber alınamıyor…

Kandil kamplarını bbg evi gibi gözetleyecek teknolojiye(!) sahip ülkemiz, ülke sınırları içerisinde yer alan ve bu kadar sinyal kaynağı olan bir enkaza 3 günde ulaşamadı.

Sanki sesler kesildi o an, görüntü sabitlendi televizyon ekranına : Muhsin Yazıcıoğlu’nu kaybettik!

Yaşlar boşaldı gözlerden, babam, ablam, annem, dedem… Herkes ağlıyordu. Nasıl bir insandı Muhsin Yazıcıoğlu, hayatı durdurabilmişti…

Muhsin Yazıcıoğlu partisinin ötesindeydi, hatta vefatıyla anlaşıldı ki fikirlerinin de, davasının da ötesinde bir insandı. Bu nedenle ki, Hakan Albayrak’ın CHP’li yan komşusu da gözyaşlarını tutamadı acı haberi aldığında.

Bir güldü Muhsin Yazıcıoğlu, üstâdın deyimiyle kim var denildiğinde sağına soluna bakmadan ben varım diyendi. Başkası da yoktu, kabul edelim ki yokmuş.

Bir koşuşturma başladı vefatıyla birlikte. Önce koltuk kapmaca oldu oyunun adı. Hayattayken inançlarına, ümitlerine, özlemlerine realist değil diyenler, emanetine sahip çıkma sloganıyla görülmemiş bir hırsa bürünüp, şaşırttılar bizi. Oysa hangisi onun tasavvuruna erişir, her yanı sarmış olan reel politik hesaplara karşı hangisi Kürşad olabilirdi inancına attığı kırk düğümle ?

Muhsin Yazıcıoğlu böyle bir insandı. O yüzden özgül ağırlığı vardı sinelerde. Yiğitti, mertti, dosdoğruydu. Hakkın, haklının hep yanında oldu, yol arkadaşlarını hiçbir zaman satmadı.

O’nunla hayallerimiz son buldu. O, hayallerimizin son burcuydu. Hayatını ülkücü harekete adamış çınarlar iplik iplik gözyaşı döktüler ardından. O, bambaşka bir yere sahipti gönlümüzde. Gözümüz kulağımız verdiği beyanatlarda, konuşmalarındaydı. Ve öyle sıcak tutar insanın elini, öyle derin bakardı ki gözlerimizin içine, insan-ı kâmil sıfatının pratikteki ayinesiydi sanki.

Ardında kalanlar, tutunamadılar. Hırsa kapıldılar, ucuz hesaplara girdiler. Partisini de O’nunla birlikte defnettik, temiz kalsın diye. Ümitlerimizi tehir ettik irtihalimize.

Yamtar’ı, Gökbörü’yü, Sungur’u onunla yaşadık. O başımızdayken biz engin coğrafyamızda at koşturduk, cirit attık, kımız içtik. Başka bir şeye ihtiyaç duymadık. Türklüğün son yolbaşçısıydı O.

Ötelerde kavuşmayı bekleyeceğiz ve dolunayın altında, ateşimiz yanacak yanımızda pusatlarımız… Rüzgar esecek hafifçe, Kara Ozan kopuz çalacak, biz söyleyeceğiz tek bir ağızdan… Bozkurt bizim ünümüz, şan doludur dünümüz…

Bir sene oldu aramızdan ayrılalı. Güzel yaşadı, güzel öldü Muhsin Başkan. Onu tanıyanlar çok sevdi. O, her hayatına girdiği insan için en yakın oldu. Benim gibi düşünenler ömürleri boyunca, bu hayatta Muhsin Yazıcıoğlu’nu tanımış, onun izinden yol gitmiş, onun için sevmiş olmaktan ötürü şeref duyacaktır. Muhsin Yazıcıoğlu, bir efsane olarak tek önderimiz kalacaktır.

Ömrümün en güzel çağı, içimdeki bin heves,

Her güzelin ardından tükendi nefes nefes.

Artık sevda yolunda ne dilimde bir dua,

Ne mızrabımda o şevk,

Ne sazımda eski ses,

Her güzelin ardından tükendi nefes nefes…

Muhsin Başkan’ın, Alparslan Türkeş’in, Galip Erdem’in, Ömer Lütfi Mete’nin, Abdullah Çatlı’nın, Ali Bülent Orkan’ın, Dursun Önkuzu’nun, Halil Esendağ’ın, Selçuk Duracık’ın, Mustafa Pehlivanoğlu’nun, Cengiz Baktemur’un, Fikri Arıkan’ın, Cevdet Karakaş’ın, Ahmet Kerse’nin ve nicelerinin ruhu şad olsun.

KategoriFikir Etiketler,