Şeytan’a Ketum Olmak
İsrail, her zaman yaptığını yine tekrarladı. Bu kez öyle böyle değil ama, açık sularda korsanlıktı bunun adı. Gazze’ye yardım malzemeleri taşıyan 600 kadar masum ve silahsız sivillerin üzerine ateş açtı. Onları öldürdü, yaraladı, esir aldı. Dünya İsrail’in şımarıklığı karşısında yine suskun, yine kınama mesajları havada uçuşuyor, somut tek bir müdahale yok.
Olayı birkaç yönden incelemek gerekiyor ve bu incelemeler ciddi şekilde, sindirilemeyen vicdanî yaralara yol açıyor. Bu yardım gemileri dünyanın dört bir tarafından tamamı silahsız barış elçileri taşıyan yolcu ve yük gemileriydi. İsrail açık sularda seyreden bu gemilere dört savaş gemisi, altı kadar hücum botu, 3 helikopter ve yüzlerce asker ile saldırdı. Bu insanlığın şehit edilmesiydi aynı zamanda. Kötülüğün iyiliğe saldırması, onu üstelik savunmasızken yakalaması ve katletmesiydi. İnsanlık yönünden, dünya İsrail’e anladığı dilden cevap veremedi. Gemide vatandaşı bulunan ülkelerden İspanya ve İsveç büyükelçilerini geri çağırdılar, Yunanistan tüm askeri tatbikatları iptal etti ve şimdiye kadar en fazla tepkiyi de icraat anlamında Yunanistan gösterdi.
Filistin’e giden yol yine kapatıldı. Gazze’yi abluka altında tutan Siyonistler bir kere daha dünyaya meydan okudu. Dünya yine kınadı. Filistin’in kaderi İsrail olmamalıydı, gün gösterdi ki bu kader dünyanın kaderi olma yolunda ilerliyor hızla. Çünkü İsrail’e dur diyen yok, İsrail insanlıktan nasibini almamış vahşi bir devlet olduğunu her hatırlattığında devletler İsrail’i kınamaya, suçlamaya devam ediyor.
İsrail karşısında somut bir tepki bulamadığı için bu denli pervasızca davranabiliyor. Suç, bu hadsizliği ona verenlerde de var, en az onun kadar. Ekonomik anlaşmalar iptal edilmiyor, askeri anlaşmalar sonlandırılmıyor, İsrail ne yaparsa yapsın, dil ile kınanmaktan öteye gitmiyor. Hep baş üstünde…
Ve, son olaydaki en önemli nokta. Gemiler Türkiye bandıralıydı, organizasyonun sorumlusu bir Türk sivil toplum kuruluşu. Gemideki yüzlerce insan Türk vatandaşı.
İsrail’in hukuk tanımazlığı insanlık adına vahşettir, Filistin’in özgürlüğü yolunda engeldir. Ancak son olayda İsrail’in namlusu Türkiye’ye de dönmüş ve Türkiye’yi vurmuştur. Şöyle ki :
Uluslar arası sularda seyreden bir gemi, hangi ülke bayrağını taşıyorsa, o ülkenin toprak parçasıdır. İsrail’in tüm hukuksuzluğuyla bu gemiye açık sularda saldırması, sadece saldırması Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin fiili işgali anlamına gelmektedir.
İsrail bununla yetinmeyip, gemideki insanları vahşice öldürmüş, pek çoğunu yaralamış ve yaralılar da dahil hepsini kelepçeleyip esir almıştır.
Şimdi, mantıken, bir devletin kendisine ait ve yine kendi vatandaşlarını da taşıyan gemisine açık sularda bir başka devletin askerleri tarafından müdahale edilirse, bu savaş sebebi sayılır. Bu tabii, Türkiye için geçerli değil. Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Kimse bizden savaş ilan etmemizi beklemesin” diyerek bu konuyu açıklığa kavuşturmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden yapılması beklenen açıklama, olaydan tam sekiz saat sonra gelmiştir. Oysa bu açık tabloda ilk yapılması gereken derhâl İsrail’e doğru yola çıkan üç – beş savaş gemisi, savaş uçakları v.s kontrolünde gemilerin teslim alınması olmalıydı. Türkiye teslim oldu.
Türkiye’nin tarihine bu olay ikinci bir çuval hadisesi olarak geçmiştir.
Açıklamalar, düştüğümüz vahameti daha net gözler önüne serdi. Hüseyin Çelik yaptığı açıklamada, İskenderun Deniz Harp Birliği’ne yapılan saldırının, yardım gemilerinin İsrail tarafından tacize başlandığı saatlere denk gelmesini ve saldırının deniz birliğine yapılmış olmasını kesinlikle rastlantı olarak görmediğini söyledi. Bu şu demektir, İsrail taşeronu olan Pkk’yı kullanarak İskenderun’a saldırmış ve bu gemiye dur deyin şeklinde ihtarda bulunmuştur. Hüseyin Çelik’in sözleri bu kapıya çıkıyor. Devlet eğer böyle düşünüyorsa bu ikinci bir savaş sebebidir.
Başbakan cevabımız sert olacak diyor, ama olayın üstünden 1.5 gün geçti hala gemiler İsrail’de, insanlar tutsak, ölü ve yaralı. Türkiye mağlup ve onursuz bir bekleyiş içinde.
Bülent Arınç, Başbakan’ın meclis toplantısında yaptığı konuşma esnasında ağlayınca, aklıma 2006′daki İsrail – Hizbullah savaşı sırasında Lübnan Devlet Başkanı Fuad Sinyora’nın gözyaşları geldi. Fuad Sinyora, siyasi baskılardan ötürü İsrail’e karşı Lübnan ordusunu savaşa sokamadığı için ağlıyordu.
Türkiye işgal edildi, Türkiye öldürüldü, Türkiye yaralandı ve Türkiye tutsak. Türk Silahlı Kuvvetleri niye var ? Nato’nun ayak işlerini görmek için mi, yoksa milletini müdafa etmek, vatanın haysiyetini korumak için mi ?
Yapılan açıklamalar, ortaya konan somut adımlar mağlubiyetin resmidir. Başbakan Yardımcısı, İsrail’den bir an önce gemileri, yaralıları ve tutsakları geri göndermesini istiyoruz dedi. İstiyoruz yani, talep makamındayız, el açıyoruz hâlâ İsrail’e. Oysa mantıklı olan nedir, senin ülkene ait gemileri kaçıran, vatandaşlarını tutsak eden, öldüren ve bunu tamamen hukuksuz bir biçimde açık sularda gerçekleştiren İsrail’e karşı derhal sert bir tepki verip, birkaç savaş uçağı, gemisi gönderip gemilerini ve tutsak insanlarını önce teslim almandır.
Bülent Arınç açıklamasında İsrail’le yapılacak askeri tatbikatların iptal edildiğini, u-18 milli takımının İsrail’den geri çağırıldığını, büyükelçinin (İspanya ve İsveç’ten sonra) geri çekildiğini belirtti. Bir basın mensubunun İsrail’le mevcut durumda devam eden askeri ve ekonomik anlaşmaları sonlandıracak mısınız sorusuna ise, “Hayır bizim öyle bir düşüncemiz yok” yanıtını verdi.
Sorular gittikçe “Ne kadar tepkisizsiniz” formuna dönünce, Bülent Arınç şunu demeyi de ihmal etmedi. “İHH, sivil bir harekettir, hükümetin organizasyonu değildir bu ve bize de sormamışlardır gidelim mi diye..”
Ayıp, değil mi ?
İsrail’in bu astığım astık, kestiğim kestik üslubunun son bulması lazım. Ve bu kendi halinde olacak bir şey değil. Artık devletler net yaptırımlar uygulamalı, kınamaktan, üzülmekten vazgeçmeli. İsrail yalnız bırakılmalı, son olay gösterdi ki dünyaya meydan okuyor Siyonist devlet.
Akdeniz’de insanlığı vuran İsrail’e karşı çene çalmaktan öteye gidemeyen dünya için es-sâlâ..
Filistin’in özgürlüğü için ambargoyu delme adına hiçbir girişimde bulunmayan BM, Avrupa Birliği, Nato ve Arap Birliği için es-sâlâ..
Türkiye’nin yerlerde gezen onuru için es-sâlâ..
Âlem mağlup, İsrail galiptir. Bunun vebali bize ait.