Pastoral Senfoni
Görevlerinden fazlasını yapmayan, onları eksik de bırakmayan düzenli bir insandır. Sanki sevgi kullanmakla tüketilecek bir şeymiş gibi, iyilikseverliği bile düzenine uydurur. Bu da aramızdaki tek anlaşmazlık konusudur.
*
Gertrude’un iyi tarafı, anlamadığı zaman anlıyormuş gibi yapmamasıydı. Diğer insanlar bunu sık sık yaparak akıllarını yanlış ve belirsiz bilgilerle doldururlar, sonra da yanlış şekillerde akıl yürütürler.
*
“Gözleri olan insanlar mutluluğun ne olduğunu bilmezler” dedim.
“O zaman ben, gözlerim olmadığı için duyabilme mutluluğunu biliyorum” diye cevap verdi hemen.
*
Ah! Zihnimizdeki canavarlar ve hayaletlere kulak asmak yerine gerçek hayattaki kötülüklerle yetinseydik zavallılığımız ne kadar katlanılır, hayat ne kadar güzel olurdu.
*
Konuşmaya başlarken, birlikte aynı hayatı yaşayan, birbirini sevmiş iki insanın, birbirlerine karşı nasıl bu kadar yabancı, bir duvarla ayrılmış gibi nasıl bu kadar uzak olabildiklerini (ya da bu hale nasıl geldiklerini) anlamaya çalışıyordum. Böyle durumlarda gerek bizim karşımızdakine, gerekse karşımızdakinin bize yönelttiği sözler, araya giren bu duvarın ne kadar dirençli olduğunu ve daha dikkatli olmazsak bu duvarın nasıl kalınlaşacağını haber veren sonda darbeleri gibi hüzünle yankılanır.
*
Onunki gibi ruhlar, etraflarında onlara yol gösteren birinin, engellerin ve demir parmaklıkların olmadığını hissettiklerinde kendilerini kaybolmuş hissederler. Vazgeçtikleri özgürlüğü başkalarında gördüklerinde bundan rahatsız olurlar. Aşkla ve iyilikle kolayca alabilecekleri şeyleri baskı ve zorlamayla elde etmeyi tercih ederler.
*
“Ama babacığım” diyor, “ben de ruhların huzurlu olmasını istiyorum.”
“Hayır dostum, sen onların itaat etmesini istiyorsun.”
“Huzur itaattedir.”
Son sözü onun söylemesine izin veriyorum, çünkü sonuca ulaşmayacak tartışmalardan hiç hoşlanmıyorum. Biliyorum ki, huzuru, onu yalnızca huzur sonucunda hissedebileceğimiz duygularla elde etmeye çalışarak tehlikeye atmış oluruz. Seven bir ruh gönüllü olarak itaat etmekten mutluluk duyar; ancak hiçbir şey huzuru aşksız bir itaat kadar gölgeleyemez.
*
Hep şu sözü tekrarlıyordum: “Eğer küçük çocuklar gibi olmazsanız, göklerdeki krallığa giremezsiniz.”
*
Eğer aşka bir sınır koyulmuşsa, biliyorum ki Tanrım; bunu sen değil, insanoğlu yapmıştır. Şimdi insanlar aşkımı hoş görmeyeceklerdir. Tanrım senin gözünde bunun kutsal bir aşk olduğunu söyle bana!
***
André Gide
Timaş Yayınları
