Kıyamet Değilse Bile
Bugün Star Gazetesi, Samanyoluhaber ve Haber7‘de yer alan bir habere göre şike savcısı şikenin gizli tanığını dinlemiş. Bakın civanmert ne demiş:
Futbol camiasını çok yakından tanıdığı ve Aziz Yıldırım’ın bir çok bağlantısı hakkında bilgi sahibi olduğu belirtilen gizli tanığın iki saat ifadesini alan Savcı Kansız’ın bu ifadeler doğrultusunda soruşturmayı derinleştireceği öğrenildi.
Futbolcu transferine de el atıldı
Ergenekon savcısı Cihan Kansız’a gelerek ‘gizli tanık’ sıfatıyla ifade veren futbol camiasının önemli bir isminin verdiği bilgilerden sonra Ergenekon-futbol ilişkisi soruşturması derinleştiriliyor.
Gizli tanığın verdiği bilgi ve belgeler ışığında yeni bir soruşturma açılması beklenirken gizli tanığın savcıya özellikle futboldan elde edilen kirli paraların Ergenekon’a nasıl aktarıldığını anlattığı belirtiliyor.
Savcı Cihan Kansız’a çarpıcı bilgiler verdiği öğrenilen gizli tanığın, Ergenekon’un futbol camiası içindeki bağlantıları hakkında yer, zaman ve belge göstererek savcıya iddialarını ispatlayacak deliller sunduğu öğrenildi.
Maçlar öncesi yapılan şike görüşmeleri hakkında da bilgi verdiği öğrenilen gizli tanık, Ergenekon’un futbolcu transferlerinde büyük oyunlar oynadığı, baskı yoluyla yüksek rakamlarla gerçekleştirilen futbolcu transferlerinden elde edilen paraların Ergenekon örgütüne aktarıldığını söyledi. Gizli tanık, Peker Grubu ile Yıldırım’ın bu işte çok önemli görevler üstlendiğini söylediği belirtiliyor.
Delilleri savcıya teslim etti
Futbol camiasının önemli bir isimi olduğu belirtilen gizli tanığın iddialarını ispatlayacak delillere sahip olduğu ve bunları soruşturma savcısıyla paylaştığı kaydediliyor. Gizli tanık, futboldaki Ergenekonu ve Aziz Yıldırım bağlantıları hakkında bilgi vererek, “Ergenekon’un en büyük para kaynaklarından biri futboldur. Özellikle Futbolcu transferlerinden baskıyla futbolcu değerinin çok çok üstünde satılıyor. Bu paralar Aziz Yıldırım’ın bilgisi dahilinde Ergenekon’a aktarılıyor. Ergenekon para trafiğinin bir diğer ayağı ise Peker gurubu üzerinden gerçekleşiyor” dediği iddia ediliyor.
PAŞALARLA TOPLANIRDI
Gizli tanığın Ergenekon’unun projeleri kapsamında kullanılmak üzere hangi futbolcunun baskıyla yüksek rakamlar karşılığında kime satıldığını ve bunlardan elde edilen paraların kimlere ve nerelere verildiğini detaylarıyla anlattığı belirtiliyor. Gizli tanık, Aziz Yıldırım’ın Gölcük’te askeri toplantılara da katıldığını ve bu toplantılarda Ergenekon projeleri hakkında konuşma yaptığını ve askerlerin talepleri doğrultusunda ekonomik destek verdiğini söylediği belirtiliyor.
Balyoz’da avukat ücretleri Yıldırım’dan
Ergenekon davası gizli tanıklarından Poyraz da, Aziz Yıldırım ile Ergenekon arasındaki bağlantıları hakkında bilgi vermiş ve şiwke olayının arkasında Ergenekon olduğunu, Aziz Yıldırım’ı başkanlık koltuğuna ise Ergenekon’un oturttuğunu söylemişti. Ergenekon soruşturmasında ifadesi alınan gizli tanığın, Aziz Yıldırım ile Sedat Peker arasındaki ilişkileri ve Aziz Yıldırım’ı Fenerbahçe Başkanlığı’na Ergenekon örgütünün seçtirdiğini anlatmıştı. Aziz Yıldırım ile Ergenekon Terör Örgütü arasında iki gizli tanığın da ifade ve bilgilerinin örtüştüğü belirtilirken öte yandan Aziz Yıldırım’ın Balyoz davasında yargılanan birçok askerin mahkeme masraflarını da karşıladığı belirtiliyor. İddiaya göre Aziz Yıldırım Balyoz avukatlarının ücretinin neredeyse yüzde seksenini karşılıyor.
Şimdi bu Balyoz-Ergenekon ve artık en son hangi isim verildiyse -gerçekten takip etmiyorum- bu tür davalarla şike soruşturmasını bağlama çabası yeni değil. Hatta tüm bu organize işlerin ya da sevgilli Şehircilik Bakanımızın deyimiyle ince ayarlı çalışmaların temelde aynı kapıya çıktığını da düşünmüyor değilim. Neyse, biz sürece bakalım.
1- Daha önceki yazılarda bahsetmiştik. Şike soruşturmasından birkaç gün sonra Zaman Gazetesi’nden Hüseyin Gülerce, o kıvrak zekasıyla 70 milyonun mecalsiz kaldığı çıkarımı yaptı ve “Gördünüz mü, hükümetimizle birlikte futbolun da girilemez kalelerine girdik, dokunulamazlarına dokunduk” şeklinde yazarak camia adına güven tazelemişti.
2- Şike hadisesi patlak verdiğinden beri medyada dönen maymunluklar ortada. Ahmet Çakar‘ın “Aziz Yıldırım Bedrettin Dalan’a 200 bin dolar gönderdi” iddiası üzerine firari Bedrettin Dalan Beyaz Tv‘deki canlı yayına katıldı ve,
“Benim burada paraya ihtiyacım yok. Şu an çok paraya ihtiyacım da yok. Bana kesinlikle para getiren kimse olmadı. 50 yıllık mühendisin kendini geçindirecek kadar parası vardır. Bana da birikimlerin yetiyor. Hiç kimse bana yurtdışına kaç demedi. Ben zaten yurtdışındayken öğrendim bu işlerin olduğunu. Şu anki iddianameyi de Alman hukukçuları çevirdi ve içinin boş olduğunu gördü.
şeklinde konuşuyordu ki birden yayın gitti, belgesel girdi. Tabi buna rastlantı diyoruz.
3- Cesur gazeteci Şamil Tayyar, Cumhurbaşkanı’na bile mektup yazdı bu konuyla ilgili. Ne demişti Tayyar, şike v.b suçlarla ilgili maddenin değiştirilmesi için, “Bu tamamen Aziz Yıldırım için yapılmış bir değişiklik.” Peki yasa değiştikten sonra ne oldu? Ümit Karan, Tayfur Havutçu, Şekip Mosturoğlu, Korcan, Serdal Adalı v.b isimler tahliye oldu. Hatta son ara kararda, Olgun Peker’in örgüt kadrosu adı verilen isimler bile tahliye oldu, Aziz Yıldırım hala içerde. Acar gazetecimiz Şamil Tayyar bu kez turnayı gözünden vuramamış, bu değişiklik Aziz Yıldırım hariç kim varsa ona yaramış.
4- Mehmet Baransu‘nun toyluğunu bir kenara bırakırsak, bir Şamil Tayyar olmadığı su götürmez gerçek. Buna rağmen çok inançlı bir gazeteci arkadaşımız, sahip çıkılmalı, önü açılmalı. O da ışığı görmüş olacak ki, yardırıyor şike-ergenekon denklemi üzerine. Ama bugüne kadar ne dedilerse tersi çıkmaya devam ediyor, o da ilginç tabi.
5- Şimdi gelelim yukarıdaki haberde yer alan epey gizli tanığın ifadelerine. Baştan söyleyeyim, bence bu gizli tanık Şamil Tayyar’ın halasının oğlu! Hayır biz çok gördük siyaset sahnesinde “ruh ikizim” tarzı benzetmeleri ama, bir insan bu kadar konuşabilir Tayyar’ın ağzından. Neyse, mevzuya dönelim.
Delilleri savcıya teslim etti şeklindeki alt başlığa kadar sıkıntı yok. Zaten öncesi, yukarda da bahsettiğimiz gibi daha önce başka etiketlerle servis edilmiş çalışmalar. Burada mühim olan şey, kanıt. Sekiz aydır süren şike soruşturmsasında, son ara kararda açıklanan “delillerin toplanmamış olması..” şeklindeki komik gerekçeyle hala içerde tutulan Aziz Yıldırım, mesela bir kanıttır. Delilin olmadan soruşturma niye açarsın? Ben bir içeri alayım da, delil ayarlarız düşüncesiyle mi? Nitekim artık hukukta işler böyle yürüyor. Adalet, açık ofsaytı görmüyor. Şikenin kralını yapıyor.
Bu nedenle, sevgili gizli tanığın önce bu delilleri bir paylaşması gerek. İddiayla gündem oluşturup beyin formatlama çalışmalarınızdan cidden sıkıldık çünkü. Bu arada haberiniz vardır, Balyoz Soruşturması’nın başlatılmasına sebep olan CD’ler, yani Balyoz adı verilen yapılanmanın faaliyetlerini içerdiği iddia edilen bu CD’ler 2007 senesinden sonra piyasaya sürülmüş bir takım programlarla hazırlanmışlar. Ama içerik 2007 öncesini kapsıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından yayınlanan bu “çürüktür” raporu, Balyoz soruşturmasının komik bir tertip olduğunu gösteriyor. Komik çünkü, bu kadar büyük prodüksiyon hazırlıyorsunuz, insan biraz dikkat eder değil mi? Yıldızlılar, yeni rektöre hazır olun..
5- Bomba geliyor. Neymiş, Aziz Yıldırım askerlerle toplantı yaparmış. Bir insan nasıl böyle bir şey yapabilir, tamam cinayet işle anlarım, gasp, kaçakçılık, rüşvet, yolsuzluk hepsine tamam da, askerle nasıl görüşürsün ya?
Bak sevgili gizli tanık, Aziz Yıldırım NATO ihalelerine giren bir iş adamıdır ve 24 Nisan‘da Serdal Adalı ile birlikte helikopter ihalesine girerler, kazanırlar. İhalede karşılarında olan ise ÇALIK Grubu‘dur. Çalıklar’ı tanımlamaya gerek yok herhalde. Hükümetin santraforudur kendileri. Elle gol atarlar, Tanrı’nın eliydi derler. Ama prodüksiyon firması bir basit hata daha yapıyor tam burada ve şike soruşturmasına konu olan teknik takibin başladığı tarih de, ne tesadüf ki aynı 24 Nisan oluyor.
Tesadüfler bitmiyor Allah’ım. Şike soruşturması bir önceki ara kararda 26 Mart tarihine ertelenmişti. Bu neye yaradı söyleyeyim. Hani Tayyar diyor ya, falan düzenleme Aziz Yıldırım’a yarayacak falan; hepsi hikaye, göz boyama. 20 Mart’ta başka çok önemli bir NATO ihalesi vardı ve Aziz Yıldırım engeli olmadan ÇALIK Grubu bunu rahatça aldı. Başka tesadüf şu, her ihaleyi zırtı pırtı yayınlayan Milli Savunma Bakanlığı ve bu ihaleleri uluslararası düzeyde duyuran Namsa 20 Mart ihalesine dair hiçbir şey paylaşmadılar. Medyada da gözünüze çarpmadı değil mi? E bu da bonus tesadüf! Delikanlı arama motoruna “20 Mart Nato İhalesi” yazın ve engellenmemiş bir site bulursanız, konuyu inceleyin.
Daha önceki yazıda şike komedisi ayağına Fenerbahçe’nin dört taraftan sarılmaya çalışıldığıyla alakalı bir şeyler koymuştuk ortaya. Cemaat önde baskı kuruyor, hükümet soldan hücuma destek verirken medyanın “irlandalı” bekleri “dönen top” umuduyla rakip sahaya koşu yapıyor. Golü atan ÇALIK ama galibiyet primi tüm takıma pay edilecek tabi.. Bir de taraftar dernekleri var, bunların başını çeken Trabzonspor’a da mümkünse kupa, olmadı sapı ayarlanacak.
Rakip takımın tüm oyuncuları adeta birer leş kargası. Trabzonspor, Galatasaray, Erman Toroğlu, Ahmet Çakar, Mehmet Demirkol, Serhat Ulueren, Mehmet Ali Aydınlar, Mehmet Baransu, Şamil Tayyar v.b isim ve camialar mevcut durumu kendi lehlerine de çevirmek için gece gündüz demeden, yemeden içmeden uğraşıyorlar ki bu çaba takdire şayan. Kimi prim yapma derdinde, kimi futbol kalitesi ve yeterliliği bakımından asla boy ölçüşemeyeceği Fenerbahçe’nin emeğine “yavuz hırsız” misali el koyma derdinde, kimi ezeli rekabeti olanca monşerliğine rağmen çirkef bir ağız dalaşıyla sürdürerek tatmin olma peşinde. Fenerbahçe leş değil, olmayacak, göremedikleri nokta bu.
Bence bu kasıntı uğraşlar, Fenerbahçe’yi o atmak istediğiniz çamura yaklaştırmaz; aksine Ergenekon adı verilen ve bence büyük bir kısmı tertip olan şebekeyi insanlık vicdanında aklamaya yarar. Neticede dönme dolabı görmeyen bir dimağ varsa, Erman Toroğlu tarikat kursun o da onun müridi olsun, o kadar söylerim. Bu dava şike değil “çıkar amaçlı suç örgütü kurma” davası iken, davaya 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yerine 3. Asliye Ceza Mahkemesi bakmalıyken, sekiz ay ve öncesindeki teknik takipte hiçbir mali usulsüzlük, para transferi, olumsuz maç gözlem raporu v.b ele gelir somut delil savcı tarafından konulamamışken, Emenike’nin iddia edilen para sayma görüntüleri hala ortada yokken, bu soruşturma da tıpkı Balyoz ve Ergenekon gibi önce Zekeriya Öz tarafından başlatılıp sonra Mehmet Berk ile devam ettirilmişken, yani siz zaten senaryoyu baştan yazmışken ve şu an buna kılıf uydurma çabasındayken; şikeyi adalet sahasına fiilen yansıtmışken, buna inanan Rasim Ozan Kütahyalı olsun.
İyi uykular, memleket iyiye gidiyor.
Hançerlenmiş çatal yürek, iki baş
Başbaşa vermişler konuşmuyorlar
Yetimce gözlerden savruluyor yaş
Yağıyor dışarda içli içli kar
Çatal yürek, hançerlenmiş bir çift baş
Bir kuş kör kafeste babasız kalır
Kavrulur bir serçe anasızlıktan
Ah gülmeyen gözler yollarda kalır
Dökülür yaşları vefasızlıktan
Bir kuş kör kafeste babasız kalır
Yataklar küf gibi zindan kokuyor
Küsmeler küsmeler ve barışmalar
Bir dost yüreğimde sevgi dokuyor
Ayrılık, gözyaşı, son sarışmalar
Yataklar küf gibi zindan kokuyor
Herkesle gülünür fakat çilelim
Ağlanmaz herkesle unutma bunu
Dostluk yemininin üstünde elim
Bölmez mi, bölmez mi hasret uykunu?
Ve gülmek ki, tokat, tokat çilelim
Kadehler dolusu baldıran zehri
Gördün, göz kırpmadan nasıl içilir
Bilirsin haldaşım bu zalim şehri
Burda dirilere kefen biçilir
Korkusuz içilir baldıran zehri
Bak körpe ceylanlar nasıl vurulur
Zalim avcı gezer bizim dağlarda
Ceylanları vuran eller de kurur
Bir parça kırmızı kir kalır karda
Yavru ceylanlar bak, nasıl vurulur
Hangi dost dikmişti şu tomurcuğu
Bağrımın içinde göğerip duran
Ey kara günlerin dertli çocuğu
Senin nabzın mıdır ranzamda vuran
Söyle kim dikmişti şu tomurcuğu
Ne açmaz gül imiş ah şu bahtımız
Ağarsa mı ola kıpkırmızı tan
Yad elde kuruldu payitahtımız
Hüzün sarayında bir garip sultan
Ne açmaz gül imiş ah şu bahtımız
Artık güneşlerde kara doğuyor
Geçmiyor umudu vuran zamanlar
Hayat yıldırıyor hayat boğuyor
Bilmem kimin için çalıyor çanlar
Güneşler de artık kara doğuyor
Bu yağmur, bu yağmur niye yağar ki
Bilmez mi bir çift göz suluyor yeri
Susayanlara su sunma be saki
Kavrulsun garibin yansın ciğeri
Bu yağmur, bu yağmur niye yağar ki
Her seher uzaktan bir horoz sesi
Ne çılgın yalıyor parmaklıkları
Esiyor Yusuf’un kutlu nefesi
Yıkıyor Züleyha kara duvarı
Iraklardan yanık bir horoz sesi
Gel yaralı serçem küsme bahtına
Vurma kayalara allı başını
Anka kuşu olsan geçmem tahtına
Bir sen kaybetmedin can yoldaşını
Yaralı serçem, gel küsme bahtına
Ey kara çayımın buğulu kiri
Kıvrıla kıvrıla nere gidersin
Ötelerden eğer sorarsa biri
Bırakmadılar da gelmedi dersin
Kara çayımın ey buğulu kiri
Mahpus ranzam soğuk yüzüne senin
Sahte gülüşleri tercih ederim
Meftunu olmuşum demir kefenin
Sende yaşar, sende ölür giderim
Mahpus ranzam soğuk yüzüne senin
Gece yine kustu bütün kinini
Her saniye can çek, kıvran, sabah et
Efendi, demirbaş kabul et beni
Mevcut listesinin başına kaydet
Gece yine kustu bütün kinini
Derde sevdalıyım derde vurgunum
Bu sevda düşürür eline cânâ
Hep sürüklenmekten inan yorgunum
Niye kattın gittin seline cânâ
Perişan, dağınık ve de bozgunum
Ne çare düşmüşüm diline cânâ
Eyyub’um Yusuf’um hadi Mecnun’um
Amma dayanamam yeline cânâ
Yanmış vurulmuşum, meftun olmuşum
Saçlarının bir tek teline cânâ
Yüklenme bu kadar kurban olayım
Yetmez mi savurdun külüne cânâ
Derde sevdalıyım, derde vurgunum
Yerine varmamış dileklerimi
Götürün melekler n’olur götürün
Soldurmayın açmış çiçeklerimi
Mevla’dan dertlere derman getirin
Yerine varmamış dileklerimi…
Bütün umutların bittiği yerde
Hayret ölüler de volta atarmış
İnanmazsan civan bak yarıver de
İçimin kabrinde kimler yatarmış
Göster, can alıcı o melek nerde
Doğduğum yerlerde vurgun mu oldu?
Sular mı yürüdü memleketime
Soldu, gün görmemiş menekşe soldu
Kaç hançer saplandı safiyetime
Doğduğum yerlerde vurgun mu oldu?
Arasıra kuşum uç üzerimden
Vefasızım amma belki özlerim
Bir de sen oklama ta can yerimden
Gel, bugün de taşma ırmak gözlerim
Kuşum arasıra uç üzerimden
Göç eden kuşların gözleri kara
Dayan gülüm dayan bahar gelecek
Muhabbet ne büyük kapanmaz yara
Ölecek yaralı serçe ölecek
Dönecek mi söyle, kuşlar bahara?
Bir güzel düş gibi bir hayal gibi
Sen de git can kuşum, de var sen de git
Dost mezarı içim bulunmaz dibi
Düşersem aklına el aç niyaz et
Belki bir su yürür… İçim çöl gibi…
Mustafa İslamoğlu